31 Mart 2024'te yapılan mahallî idareler seçimleri, Türkiye siyasetinde uzun süredir görülmemiş bir tablo ortaya koydu. Cumhuriyet Halk Partisi, oy oranını yaklaşık yüzde 37,8'e taşıyarak 1977'den bu yana ilk kez bir genel ya da yerel seçimden en büyük parti olarak çıktı. Adalet ve Kalkınma Partisi ise yaklaşık yüzde 35,5 ile kurulduğu günden beri ilk kez ikinci sıraya geriledi. Bu sonucun Erdoğan'ın siyasi geleceği açısından ne anlama geldiği, seçimden sonraki ayların en çok tartışılan sorusu oldu.
Seçimden ne çıktı?
Sandık sonuçları yalnızca belediye başkanlıklarının dağılımını değiştirmedi; ülke genelindeki siyasi dengeyi de sarstı. CHP, İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere büyükşehirlerin çoğunu elinde tuttu; buna Adana, Antalya, Mersin ve Bursa gibi kritik illerde kazanılan zaferler eklendi. Ekrem İmamoğlu İstanbul'da, Mansur Yavaş Ankara'da farkı açarak yeniden seçildi.
AKP açısından sonuç, 2002'den beri süren kesintisiz birinciliğin sona ermesi demekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim gecesi yaptığı değerlendirmede sonucu bir "dönüm noktası" olarak nitelendirdi ve halkın mesajını aldıklarını söyledi. Muhalefet cephesi ise bu tabloyu iktidarın politikalarına verilen bir ceza olarak okudu.
Yerel seçim neden genel siyaseti etkiler?
Türkiye'de yerel seçimler, teknik olarak belediye yönetimlerini belirlese de pratikte iktidarın performansına dair bir referandum işlevi görür. Seçmen; ekonomi, hayat pahalılığı ve gündelik yaşam kaygılarını en yakın sandık aracılığıyla değerlendirir. 2024 seçimlerinde de emekli maaşları, enflasyon ve alım gücündeki erime, sandık tercihlerine doğrudan yansıdı.
İkinci boyut örgütseldir. Büyükşehir belediyeleri, muhalefet partilerine hem kaynak hem de görünürlük sağlar. İstanbul ve Ankara'nın muhalefette kalması, CHP'nin ulusal siyasetteki ağırlığını koruyup güçlendirmesi anlamına geldi. Belediye başkanlarının icraatları, genel seçimlere giden yolda birer vitrin görevi görür.

Ekonominin rolü
Seçim öncesi dönemde enflasyon resmi verilerle yüzde 60'ların üzerinde seyrediyordu ve vatandaşın gündelik hayattaki yükü ağırlaşmıştı. Merkez Bankası'nın faiz artırımları fiyat artışlarını yavaşlatmaya yeni yeni başlamıştı; emekliler ve dar gelirli kesim ise geçim sıkıntısını en yoğun hisseden gruplardı. Bu tablo, iktidar aleyhine güçlü bir protesto oyu motivasyonu yarattı.
Muhalefetin yükselişini yalnızca ekonomiye bağlamak eksik olur. Aday seçimleri, yerel ittifak dengeleri ve kampanya yönetimi de sonuçta pay sahibiydi. Ancak ekonomik baskının, kararsız seçmenin yönünü belirleyen ana etken olduğu konusunda analistler büyük ölçüde hemfikirdi.
Seçim sonuçlarının genel görünümü
| Gösterge | 31 Mart 2024 sonucu | Anlamı |
|---|---|---|
| CHP oy oranı | Yaklaşık yüzde 37,8 | 1977'den beri ilk kez birinci parti |
| AKP oy oranı | Yaklaşık yüzde 35,5 | Kuruluşundan beri ilk kez ikinci sıra |
| İstanbul | Ekrem İmamoğlu (CHP) | Farkı açarak yeniden seçim |
| Ankara | Mansur Yavaş (CHP) | Güçlü sonuçla ikinci dönem |
| İzmir | Cemil Tugay (CHP) | Kalenin korunması |
Erdoğan'ın geleceği açısından ne ifade ediyor?
Siyasi analizlerde üç temel senaryo öne çıktı. İlki, iktidarın ekonomideki normalleşme programını sürdürüp 2028'e kadar toparlanmayı hedeflemesi. İkincisi, muhalefetin yerel başarıyı erken genel seçim talebine dönüştürme çabası. Üçüncüsü ise her iki tarafın da belediyeler üzerinden güç gösterisini sürdüreceği uzun bir kampanya dönemi.
Erdoğan'ın siyasi kariyeri boyunca sandık mesajlarını okuma ve strateji değiştirme becerisi bilinir. 2024 sonucunun onun açısından bir son mu yoksa bir uyarı mı olduğu, büyük ölçüde ekonominin seyrine ve muhalefetin birlikteliğini koruyup koruyamayacağına bağlı olacak.

Yerel yönetimlerin sınavı başlıyor
Seçim zaferi, muhalefet için hikâyenin yalnızca ilk bölümüydü. Kazanılan belediyelerdeki icraat, 2024 sonrasının asıl belirleyicisi olacak. Ulaşım, altyapı, sosyal yardım ve kentsel hizmetlerdeki performans; seçmenin bir sonraki sandıktaki hafızasını oluşturacak. Başarısız bir belediyecilik tablosu, sandıktaki psikolojik üstünlüğü hızla eritebilir.
İktidar açısından da süreç bir yeniden yapılanma alanı açtı. Parti içi değerlendirmeler, kadro yenileme tartışmaları ve ekonomi politikasındaki ince ayarlar, kaybedilen desteğin geri kazanılmasına yönelik adımlar olarak izlendi. Türkiye siyasetinde beş yıllık yerel yönetim dönemi, her iki taraf için de uzun bir kampanya sahası anlamına geliyor. Bu sahanın aktörleri şunlar olacak:
- İstanbul ve Ankara'nın icraatlarıyla konuşulan belediye başkanları.
- Ekonomi yönetiminin dezenflasyon programındaki kararlılığı.
- Muhalefet partilerinin aday belirleme ve ittifak politikaları.
- Seçmenin hayat pahalılığı karşısındaki günlük deneyimi.
Sonuç
31 Mart 2024 seçimleri, Türkiye'de muhalefetin uzun aradan sonra ilk kez psikolojik üstünlüğü ele geçirdiği an oldu. CHP'nin birinci parti konumu, belediyelerdeki gücü ve ekonomik gündem, önümüzdeki yılların siyasi haritasını bu sonuçlar üzerinden şekillendirecek. Erdoğan'ın geleceği tartışması ise cevabını sandıktan çok, ekonominin ve sokaktaki hâlet-i ruhiyenin gidişatında bulacak.
