Son güncellenme : 20.05.2026 01:34

"Erdoğanomik" Çöküyor: Enflasyonun Baskısı Altında Türkiye Ekonomisi

Ekonomi 10.2024
"Erdoğanomik" Çöküyor: Enflasyonun Baskısı Altında Türkiye Ekonomisi
"Erdoğanomik" Çöküyor: Enflasyonun Baskısı Altında Türkiye Ekonomisi

Türkiye ekonomisi son yıllarda yüksek enflasyon baskısı altında zorlu bir sınav veriyor. "Erdoğanomik" olarak anılan ve düşük faizle büyümeyi önceleyen politika seti, 2021-2023 döneminde ekonomi yönetimine hâkim oldu. Bu yaklaşımın sonucunda lira hızla değer kaybetti, enflasyon Ekim 2022'de resmi verilerle yüzde 85'i aştı ve alım gücü keskin biçimde eridi. 2023 seçimleri sonrasındaki politika değişikliği ise "ortodoks dönüş" olarak adlandırıldı.

Düşük faiz denemesi nasıl başladı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, faizin enflasyonun nedeni olduğu tezini uzun süredir savunuyordu. Bu görüş doğrultusunda Merkez Bankası, 2021'in son çeyreğinde politika faizini art arda indirdi. Klasik iktisat kurallarına göre enflasyonun yükseldiği ortamda faiz indirmek, fiyat artışlarını körükler; nitekim lira aynı dönemde tarihi değer kayıpları yaşadı ve ithalat maliyetleri fırladı.

Politika setinin hedefi, ucuz krediyle üretim ve ihracatı canlandırıp cari fazla yoluyla lirayı güçlendirmekti. Pratikte ise ihracat artarken ithalat faturası daha hızlı büyüdü, kur korumalı mevduat gibi enstrümanlarla liradaki erime frenlenmeye çalışıldı. Hazineye yüklenen kur farkı maliyeti, bu dönemin tartışılan miraslarından biri oldu.

Enflasyonun zirvesi ve vatandaşa yansıması

Ekim 2022'de yıllık tüketici enflasyonu resmi ölçümlerle yüzde 85,51'e ulaştı; bu, son çeyrek yüzyılın zirvesiydi. Gıda, kira ve enerji kalemlerindeki artışlar, sabit gelirli kesimleri en sert biçimde vurdu. Asgari ücret ve memur maaşlarına yapılan artışlar, fiyat artışlarının gerisinde kaldığı dönemlerde alım gücü kaybı derinleşti.

Enflasyon muhasebesi konuşulmaya başlandı, şirket bilançoları bozuldu ve tasarruf sahipleri döviz ile altına yöneldi. "Erdoğanomik çöküyor" başlıklarının arka planında işte bu tablo vardı: teori, yaşanan gerçeklik karşısında ağır bir yenilgi almıştı.

Masa üzerinde Türk lirası banknotları, hesap makinesi ve boş defter, pencere ışığı
Masa üzerinde Türk lirası banknotları, hesap makinesi ve boş defter, pencere ışığı

2023 sonrası: ortodoks dönüş

Mayıs 2023 seçimlerinin ardından ekonomi yönetimi değişti. Mehmet Şimşek Hazine ve Maliye Bakanı olarak atandı; Merkez Bankası'nın başına önce Hafize Gaye Erkan, ardından Fatih Karahan getirildi. Yeni ekip, "rasyonel politikalara dönüş" mesajıyla faiz artırımlarına başladı. Politika faizi kademeli olarak yükseltildi ve Mart 2024'te yüzde 50 seviyesine ulaştı.

Sıkı para politikasının ilk sonuçları 2024'ün ikinci yarısında görüldü: yıllık enflasyon, zirvesinden belirgin biçimde geriledi. Kur korumalı mevduattan çıkış süreci başlatıldı, rezervler güçlendi ve kredi notu görünümleri iyileşti. Buna karşılık yüksek faiz, kredi maliyetlerini artırarak üretici ve tüketici üzerinde baskı oluşturdu; dezenflasyonun sosyal maliyeti tartışma konusu olmaya devam etti.

İki dönemin karşılaştırması

GöstergeDüşük faiz dönemi (2021-2023)Ortodoks dönüş (2023 sonrası)
Para politikasıEnflasyona rağmen faiz indirimiKademeli ve güçlü faiz artırımı
Enflasyon seyriYüzde 85'in üzerine tırmanışZirveden kademeli gerileme
Liranın durumuHızlı değer kaybı, KKM ile frenlemeGörece istikrar, rezerv birikimi
Ekonomi yönetimiSık değişen kadrolarŞimşek ve Karahan ile teknik ekip
Vatandaşa etkisiAlım gücünde sert erimeYüksek kredi maliyeti, yavaş iyileşme

Enflasyonla mücadelede bundan sonra ne beklenir?

Uzmanlar, dezenflasyon sürecinin sabır gerektiren bir yol olduğunda birleşiyor. Baz etkisinin desteğiyle gerileyen yıllık enflasyonun kalıcı biçimde tek haneli rakamlara inmesi; mali disiplin, beklenti yönetimi ve fiyatlama davranışlarının normalleşmesine bağlı. Ücret artışları ile vergi düzenlemelerinin enflasyonu yeniden tetiklememesi için para ve maliye politikasının eşgüdümü kritik önemde.

  • Merkez Bankası'nın bağımsızlık algısı, beklentilerin çıpalanmasında belirleyicidir.
  • Kamu tasarrufu ve vergi politikası, talep baskısını dengelemek zorundadır.
  • Kur istikrarı, ithal girdi maliyetleri üzerinden fiyatları doğrudan etkiler.
  • Yapısal reformlar, verimlilik artışı olmadan kalıcı fiyat istikrarının zor olduğunu hatırlatır.
Ofis masasında finans gazetesi, kalem ve kahve fincanı, arka planda bulanık şehir silüeti
Ofis masasında finans gazetesi, kalem ve kahve fincanı, arka planda bulanık şehir silüeti

Sonuç

"Erdoğanomik" dönemi, Türkiye ekonomisine pahalı bir ders bıraktı: enflasyon, faiz inadıyla değil tutarlı politikalarla yenilir. 2023 sonrasındaki ortodoks dönüş, fiyat istikrarı yolunda kayda değer mesafe aldırdı; ancak vatandaşın cüzdanındaki iyileşme, makro verilerin gerisinden geliyor. Önümüzdeki dönemin asıl sınavı, dezenflasyonu büyümeyi boğmadan tamamlamak ve alım gücündeki kaybı telafi etmek olacak.